Aynı zamanda, günümüzde işitme duyusunun sürekli bir uyaran bombardımanına maruz kaldığı da ortaya çıkmaktadır. Sürekli gürültü, yüksek sesli müzik veya dijital medya, dikkatli dinlemeyi zorlaştırmakta ve neredeyse hiç mola verme imkânı bırakmamaktadır. Gürültüye bağlı işitme kaybının en büyük kaynağı hâlâ iş ortamıdır, ancak boş zamanlar, ev ortamı ve sosyal etkinlikler de bu konuda önemli bir rol oynamaktadır. Araştırmalara göre, gençlerin yaklaşık yüzde 15’i konserler, spor etkinlikleri veya kişisel ses cihazları gibi kaynaklardan gelen yoğun boş zaman gürültüsüne maruz kalmakta ve bu durum işitme hasarlarında büyük bir artışa yol açmaktadır. [1]

İşte sessizliğe tamamen kendinizi kaptırmak için iyi nedenler.

Dikkatli dinleme ne demektir?

Gürültülü dünyamızda, dinleme yoluyla farkındalık ilk bakışta çelişkili görünebilir. Sürekli trafik gürültüsü, müzik ya da ses karmaşası giderek daha büyük bir yük haline geliyor ve strese neden oluyor. Ancak her dinleme aynı değildir. Seslerin sadece arka planda algılanması ile onlara bilinçli olarak dikkatini vermen arasında bir fark vardır.

Farkındalıkla dinlemek, şu anda kendi algımızı olduğu gibi kabul etmek demektir. Dikkatimizi dağıtmadan seslere yer açmak ve bunların beden ve zihne nasıl etki ettiğini hissetmektir.

Bu konuda, dinlemeyi derinleştiren küçük yol gösterici sorular yardımcı olur:

  • Şu anda çevremde hangi sesleri algılıyorum, uzaktan gelenler hangileri?
  • En belirgin olan hangisi, en sessiz olan hangisi?
  • Dinlerken kendimi nasıl hissediyorum? İçimde huzur, neşe mi yoksa belki de huzursuzluk mu uyandırıyor?
  • Kuş cıvıltısı, böceklerin vızıltısı ya da tanıdık bir hayvanın nefes alışı gibi bana özellikle hoş gelen sesler var mı?

“Dinleme” Farkındalık Egzersizi

Aşağıdaki egzersiz, bir yürüyüşe kolayca dahil edilebilir ve o anı bilinçli olarak algılamayı güçlendirir.

Yürürken bir an durun, bilinçli bir şekilde derin nefes alıp verin ve gözlerinizi kapatın. Dikkatinizi çevrenizdeki seslere verin. Bir dakika içinde beş ila on farklı sesi ayırt etmeye ve zihninizde saklamaya çalışın.

Ardından, gözleriniz açıkken egzersizi tekrarlayın. Algınızın değişip değişmediğine dikkat edin. Birkaç adım attıktan sonra egzersize yeniden başlayabilir ve böylece yürüyüşünüzü bir kez daha yoğun bir işitsel deneyime dönüştürebilirsiniz.

Sakin bir ortamın üzerimizde gerçekte nasıl bir etkisi var?

Çevre, beynin uyaranları işleme biçimi üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Sesler ve görsel izlenimler sürekli olarak üzerimize akın eder ve dikkatimizi çeker. Gürültülü veya telaşlı ortamlarda beyin, neyin önemli neyin önemsiz olduğunu kesintisiz olarak filtrelemek, seçmek ve değerlendirmek zorundadır. Bu sürekli yük, zihinsel yorgunluğa yol açar, stresi tetikler ve bilgileri uzun vadede depolama becerimizi kaybetmemize neden olur.

Sakin bir ortamda bu uyaran seviyesi önemli ölçüde azalır. Beyin, sürekli dikkatinin dağılmadan veya aşırı yüklenmeden tek tek izlenimlere daha yoğun bir şekilde odaklanabilir. Bu sayede bilgi işleme kalitesi artar. Konuşmalar daha iyi anlaşılır, hafızaya bilgiler daha iyi kaydedilir ve yaratıcı düşünceler daha kolay ortaya çıkar. Sessizlik, içsel berraklığın ve dengenin gelişebileceği bir sığınak görevi görür.

Sessiz bir ortamın avantajları:

  • Dil ve bilgiler daha kolay algılanır ve işlenir.
  • Beyin sürekli olarak uyaranları engellemek veya görmezden gelmek zorunda kalmadığı için stres seviyesi azalır.
  • Dikkat, bir göreve veya sohbete odaklanabilir.
  • Gürültüyle örtülmediklerinde içerikler daha kalıcı bir şekilde akılda kalır.
  • Sessizlik, yeni düşünce ve fikirler için alan yaratır.
  • Sessiz bir ortam sakinleştirici etki yapar ve ruhsal sağlığı destekler.
  • İşitme duyusu ve sinir sistemi, aşırı uyaran yükünden kurtulup yenilenebilir.

İşitme dostu bir ortam nasıl yaratılabilir?

  1. Oda akustiğini iyileştirme
    Cam, beton veya fayans gibi sert yüzeyler yankıyı güçlendirir ve konuşmanın anlaşılmasını zorlaştırır. Buna karşılık halılar, perdeler, döşemeli mobilyalar veya akustik paneller sesi sönümler ve rahatsız edici yankıları azaltır. Özellikle ofisler veya mutfak-oturma odaları gibi geniş mekanlarda, sesi emen malzemeleri bilinçli bir şekilde kullanmak faydalıdır.
  2. Rahatsız edici sesleri en aza indirgemek
    Buzdolapları, vantilatörler veya klimalar gibi teknik cihazlar, işitmeyi zorlaştıran sürekli ses üretir. Mümkünse, bu tür cihazlar sessiz modellerden seçilmeli veya akustik açıdan göze çarpmayan yerlere konulmalıdır. Sokağa bakan açık pencereler de rahatsız edici etki yaratır. Trafik gürültüsünün sürekli içeri girmesine izin vermek yerine, düzenli aralıklarla kısa süreli havalandırma yapmak daha iyidir.
  3. Aydınlatma ve görüş koşullarını optimize
    etmek
    İyi ve göz kamaştırmayan bir aydınlatma, dudak okuma ile yüz ifadeleri ve el hareketlerini algılamayı kolaylaştırır. Konuşma ortakları, göz teması sağlanabilmesi için mümkün olduğunca karşılıklı oturmalıdır. Özellikle grup toplantılarında, tüm katılımcıların görünür olması için yuvarlak masalar veya net bir oturma düzeni yardımcı olur.

Kulak, günün her saati çalışır durumda. Kulaklıktan gelen müzik, akıllı telefondan gelen bildirim sesleri, ofisteki arka plan sesleri ya da şehirdeki sürekli gürültü seviyesi – tüm bunlar, işitme duyusunun neredeyse hiç gerçek anlamda dinlenememesine neden olur. Göz kapaklarını kapatarak kısa süreliğine dinlenebilen gözlerin aksine, kulaklar sürekli açık kalır. İşte tam da bu noktada dijital detoks ilkesinden yararlanabilirsiniz.

Dijital detoks, genel olarak akıllı telefonlar, bilgisayarlar veya sosyal ağlar gibi dijital ortamlardan bilinçli bir şekilde uzak durmak anlamına gelir. Kulaklar için bilinçli bir dijital detoks ise, ses kaynaklarını düzenli olarak kapatmak ve sessizliği ya da doğal sesleri ön plana çıkarmak demektir.

Kulaklık takmadığınız veya bildirim seslerinin olmadığı kısa süreler bile işitme sistemine rahatlama sağlar ve sinir sisteminin dinlenmesine fırsat verir. Bu tür anlarda, günlük hayatta genellikle eksik olan bir huzur ve berraklık hissi ortaya çıkar.

Bu nedenle, kulaklar için düzenli bir dijital detoks, bir şeylerden vazgeçmek anlamına gelmez; aksine, huzur, zihin açıklığı ve yaşam kalitesinde bir artış sağlar.

Kısa ve basit uygulama ipuçları:

  • Bildirimleri sessize alın: Push seslerini birkaç saatliğine kapatın.
  • Kulaklık kullanmadığınız zamanlar ayırın; her gün bilinçli olarak 30 dakika kulaklık takmadan geçirin.
  • Cep telefonunu gözden uzak bir yere koyun: Sessiz modda olsa bile, aksi takdirde bilinçaltında gerginliğe neden olur.
  • Doğal seslerden yararlanın: Pencereyi açın ve bilinçli olarak kuş cıvıltılarını veya rüzgârın sesini dinleyin.
  • Çoklu görev yapmayı azaltın: Müzik, televizyon ve cep telefonunu aynı anda çalıştırmayın.

Sonuç

Bilinçli dinleme, sesleri algılamak ve onlara dikkat etmek ve anlam yüklemek anlamına gelir. Seslere bilinçli bir şekilde odaklanmayı öğrenen kişi, önemli olanı önemsiz olandan ayırt etme becerisini geliştirir. Ayrıca, işitsel farkındalığın sadece refahı artırmakla kalmayıp, zihinsel esnekliği ve kişilerarası iletişimin kalitesini de geliştirdiği görülmektedir.

Bu süreçte konuşmaları, sesleri veya müziği eskisi kadar iyi takip edemediğinizi fark ederseniz, ücretsiz arama hizmetimizden yararlanabilirsiniz: Burada yakınınızdaki bir KBB uzmanı veya işitme cihazı uzmanı bulabilirsiniz.

[1] https://journals.lww.com/ear-hearing/abstract/2014/09000/the_leisure_noise_dilemma__hearing_loss_or.1.aspx