Sessizlik ile coşkulu bir atmosfer arasında

İşitme engellikişiler için akşamları dışarı çıkmak genellikle sinir bozucu bir deneyimdir. Çoğu zaman başkalarının sözleri gürültününiçinde kaybolur ya da müziğin sesine boğulur. İletişim bir stres kaynağına dönüşür ve güvensizlik, keyfi gölgelemektedir. Heyecan verici bir çözüm: Kulaklıklı partiler!

Almanya’da kulaklıklı partiler birkaç yıldır düzenleniyor; özellikle Berlin ve Hamburg gibi büyük şehirlerde oldukça popüler. İngiltere, İspanya, Hindistan ve Avustralya gibi diğer ülkelerde ise bu partiler uzun zamandır biliniyor ve büyük başarı elde ediyor. Özellikle yaz aylarında bu etkinlikler gençler arasında büyük ilgi görüyor.

 

Kulaklıklı partiler tam olarak nedir?

Bu partilerde müzik hoparlörlerden değil, kablosuz kulaklıklar aracılığıyla çalınır. Böylece her parti konuğu hangi müziği dinlemek istediğine kendisi karar verebilir. Çünkü kulaklıklı partilerde genellikle konukların aralarından seçim yapabileceği birden fazla DJ veya müzik kanalı bulunur.

Ancak daha da önemlisi: ses seviyesi kişisel olarak ayarlanabilir. Böylece her konuk, ses seviyesini kendi ihtiyaçlarına göre ayarlayabilir. Partiye katılanların tek bir ses seviyesine maruz kaldığı normal bir diskotekle karşılaştırılması mümkün değildir!

Bir başka avantaj da ortada: Müzik, genellikle sadece arka plan gürültüsü olarak algılanan “normal” kulüplere kıyasla çok daha yoğun bir şekilde algılanıyor.

Ama yoğun algıya geri dönelim: Kim bilmez ki? Eşofman giyilir. Kulaklıklar takılır. Koşmaya başlarsınız ve kendinizi yenilmez hissedersiniz. Sanki kendi küçük dünyanızdaymışsınız gibi. Kulaklıklı bir partide de benzer bir his yaşarsınız. İşte bu, ne ilginç bir konsept değil mi!

Ayrıca bu tür etkinliklerde iletişim ağırlıklı olarak yüz ifadeleri ve el kol hareketleriyle gerçekleşir. İnce ama son derece yoğun bir ortak deneyim türü. Normalde pek kullanmadığımız duyularımız keskinleşir. Kendileriyle uyum içinde dans eden bedenler ve yine de kolektif bir deneyimin algısı — coşkulu bir özgürlüğün çok özel bir hissi. Eğer yine de klasik iletişimi tercih ediyorsanız, kulaklığı çıkarmanız ve birbirinizle normal ses seviyesinde konuşmanız yeterlidir — kimse karşısındakinin kulağına bağırmak zorunda kalmaz. Bu nedenle kulaklıklı parti konsepti, sadece işitme engelliler için değil, sıradan etkinliklerdeki aşırı uyaran bombardımanına kıyasla çok daha keyifli. Her halükarda hoş bir değişiklik.

Bir başka harika etki: Çekingenlik azalıyor! Herkes utanmadan şarkılara eşlik edebilir ve müzikal yeteneğini sergileyebilir. Ayrıca, dışarıdan bakıldığında oldukça komik bir manzara ortaya çıkıyor: müzik duyulmuyor, ancak farklı ritimlere göre dans eden insanlar görülüyor.

 

Peki eleştiriler de var mı?

Başlangıçta böyle bir partide eğlenmenin mümkün olduğu akla bile gelmese de, şüphecilik hızla coşkuya dönüştü.

Kişilerarası iletişimin ikinci plana atılacağına dair önyargı da hızla çürütüldü, çünkü tam tersi geçerli: herkes sezgisel olarak aynı ritimde dans eden insanları arıyor. Birbirlerine gülümsüyorlar, sohbet ediyorlar ve inanması zor olsa da, bu ortamda flört etmek de oldukça keyifli oluyor.

 

Bir bakış

Kulaklıklı partiler, sıradan gece hayatına güzel bir alternatif sunuyor. Konuklar ve özellikle işitme engelli kişiler kendilerini bırakıp, hiçbir kısıtlama olmadan gecenin tadını çıkarabiliyorlar.

Şu anda kulaklık konseptini sinemalara da uygulamak gibi bir fikir var. Bunun arkasındaki düşünce: patlamış mısır ve cips sesleri ile yan komşunun sinir bozucu konuşmalarını engelleyebilmek. Konserler, spor dersleri ve kongreler de gündemde.

Frekanslar ve Desibel
Hangi ses seviyeleri ve frekanslar sağlığımıza zararlıdır?
İşitme Testi
İşitme testi, ideal bir önleyici tedbirdir ve güven sağlar.
Arabada müzik
Araba sürerken müzik dinlemek dikkatinizi çok mu dağıtır? Bir araştırma bu konuyu aydınlatıyor.